Unutama beni..
yumurcak tarafından May 1, 2008 tarihinde | Günlük Hayat kategori(ler)inde
Boğazında düğümlenen hıçkırık olayım
Unutma beni, unutama beni
Gözlerinden damlayamayan gözyaşı olayım
Unutma beni, unutama beni
***
Gölgen gibi adım adım
Her solukta benim adım
Ben nasıl ki unutmadım
Sen de unutma beni
Unutama beni
***
Issız geçen, kapkaranlık geceler boyunca
Unutma beni, unutama beni
Ayrılığın acısını kalbinde duyunca
Unutma beni, unutama beni
***
Sevişirken, öpüşürken
Yapayanlız dolaşırken
Unutmaya çalışırken
Unutama beni
Unutama beni
Bunu neden yazdım? Sanırım gecenin 4'ü -ya da sabahın mı demeliydim?- olduğundan, dinlediğim bunalımımsı şarkıların havasından. Ayrıca rahmetli Esmeray'ı pek severdim ben, çocukluktan kurtulduğum ilk yılların şarkıcısıydı, Hangi teskereyi bekliyorsak artık, "Gel teskere" diye diye büyüdük biz. Bir de "Gülcan Opel" vardı ki, onun çocuğuna "Vectra" diye seslendiklerine bire on bahse girerim ![]()
1 Yorum »
J'attendrai le suivant...
yumurcak tarafından Apr 26, 2008 tarihinde | Günlük Hayat, İlişkiler kategori(ler)inde
Yorum gönder »
Blogsal durumlar..
yumurcak tarafından Apr 26, 2008 tarihinde | Günlük Hayat kategori(ler)inde
Blog yazmaya 2006 yılında başladığımda, etrafta bu kadar çok blog yoktu. Hatta o zamanlar "kendi blogunu kendin yap" tarzı bir çalışma da yapmıştım. En beğendiğim yazar ise -şu aralar bir giyim mağazasının yöneticiliğini yaptığı haberini aldığım- "Eşekbaşı"ydı.
Sonra arkası geldi. Crystal's Dreams, Atonica,Amerika'dan gelen ses taurus , biyonik kedi, gayriye, İine gibi bir çok blog. Hepsini severek okudum. bu dönemde ben de çok yazıyordum, ancak sonraları b2Evolution'un saçma sapan davranışlar sergilemesi -yeni versiyonu yüklediğimde aptallaşan türkçe karakterlerle uğraşamadım- yüzünden lanet olsun diyip Wordpress'e geçiş yaptım.
Her ne kadar eski versiyonları da sunucuda tutuyor olsam da, bir yere kadar tutabildim ve bir sinir akşamı sonrası hepsini uçurdum. uzunca bir süre yazmayı da bıraktım.
Daha sonra kimse beni okumaz oldu, yazmıyordum çünkü. Şimdilerde yine yazasım var, okuyasım da var, ancak o zaman edinilmiş çevre bir anda kaybolup gitmiş. Elde kala kala o zamanlardan 3-5 kişi kalmış. Bir kısmı da bloglarını "kamu" ya kapattıklarından erişilmez olmuşlar. Sadece kişilere link verip okutmayı yeğleyenler de var aralarında. Herkes kendine göre haklı nedenlere sahiptir tabii ki.
Ben buraya nereden geldim ?
Evet, hatırladım. Aslı'nın blogunda konuya dair serzenişini okudum.
Ben blog kardeşliği olayına hep şu şekilde baktım :
Sidebar'da bulunan insanlar, benim kendimden bir şeyler bulabildiğim, yazım tarzlarını beğendiğim, kendine dair, hayata dair farkındalıkları olan, hepsi birer kan-can sahibi "insan"lar. Bunların oraya giriş şekli benim "hadi yaaaa! ben de böyle düşünüyorum" olabileceği gibi "Hmm... ben hiç böyle düşünmemiştim ya!" şeklinde de olabiliyor. Dostlar, arkadaşlar dışında kalan "okunası insan"lar bu şekilde yerlerini alıyorlar sidebar'da.
Biri beni listesine eklemiş, sevinirim. Listesine eklemeyen de eklememiştir, bu kadar basittir. Bir zaman ekliydi de şimdi ekli değil mi? onun da canı sağolsun yahu, böyle ufak tefek meselelere kafamızı takmanın manası ne ki?
Şurada iki satır bir şeyler karalamanın zevkine varmış olan biri zaten bunu bu şekilde algılayacaktır diye düşünüyorum. Tam tersi düşünenler yok mu? vardır tabi. Zaten Aslı bunları da yazısının içinde gayet güzel bir şekilde anlatmış ![]()
Diyeceğim o ki, blog yazarı olmak ya da olmamak.. blog okumak ya da okumamak.. bence bütün mesele bu. Endirekt dahil olunmuş hayatları paylaşmaktan zevk alınmıştır ya da alınmamıştır. Yoksa bana ne CrystalsDreams'ın kırmızı "pisiklet"inden!
2 Yorum »
bahar geldi..
yumurcak tarafından Apr 19, 2008 tarihinde | Günlük Hayat kategori(ler)inde
En sonunda beklenen oldu ve bahar arz-ı endam etti dünyamıza. Cemrelerin düşmesini müteakip bastıran yağmurlar yüreğimize biraz su serpse de -malum önümüzde kuraklık var, gerçi 2100 yılında filan olacakmış ancak eski bir kızılderili atasözünde ne demiş? "Dünya bize atalarımızdan miras kalmadı, biz onu torunlarımızdan ödünç aldık". işte bu yüzden dikkat etmemiz gerekiyor her şekilde. Musluğu açık bırakmayalım falan fıstık.
Ne diyorum ben yahu, bu kadar sosyal mesajın ne gereği var ki..
Bahar geldi evet. Uçurtmaları uçurduğunuz zamanları hatırlar mısınız bilmem, biz o konuda şanslıydık biraz. Babam bizi bahar geldi miydi hiç uçurtmasız bırakmazdı. Koca koca uçurtmaları yapar, saatlerce uğraşırdı, ancak ben yine de babamın süpürge saplarından yaptığı minicik uçurtmaları severdim. düz beyaz bir dosya kağıdından bile çıkartabilirsiniz, işi bilen biri varsa etrafınızda
Neyse, sadede gelelim. Babam emekli olduktan sonra akşamları tekrar uçurtma yapmaya merak saldı. Kıştan beri uçurtma yapıyor adam, bahara hazırlık yapıyormuş. Benden de bir katkı olsun, buradan arkadaşlarıma duyurayım istedim. Eğer güneşli ve rüzgarlı bir bahar gününü uçurtma uçurarak geçirmek istiyorsanız hemen bir yorum atın, halledelim, istediğiniz özellikte uçurtmanız evinize gelsin ![]()
1 Yorum »
Tarladan çıkan Matematik dehası..
yumurcak tarafından Apr 13, 2008 tarihinde | Günlük Hayat kategori(ler)inde
Türkiye'de iyi şeyler de oluyor..
Bunca gerginliğin, bunca üzerimize serpiştirilmeye çalışılan umutsuzluğun, gamın kasavetin arasından hepsine inat, Mehmet'ler yaptıklarıyla göğsümüzü kabartıyor.
(Sabah gazetesi, 13 Nisan 2008 Pazar, "Tarladan çıkan matematik dehası")
Türkan Sait Yılmaz Anadolu Lisesinde, dersine girmediği bir sınıfın öğrencilerine iki yıl önce öğretmenleri hasta olduğu için karnelerini dağıtan matematik öğretmeni Osman Avcıoğlu'nun dikkatini, karnesindeki bütün derslerden tam not almasına rağmen takdir belgesi verilmemesine sesini çıkarmayan bir öğrenci çekti.
Bu öğrencinin adı, geceli gündüzlü çalışarak birlikte hazırladıkları projeyle bir yıl sonra TÜBİTAK tarafından düzenlenen ''Ortaöğretim Öğrencileri Arası Araştırma Projeleri Yarışması''nda birincilik kazanacakları Mehmet Yılmaz'dı...Mehmet Yılmaz'ın içindeki ''matematik cevheri''ni keşfeden Avcıoğlu, başarılı öğrenciye ABD'de düzenlenen ''Dünya Bilimsel Proje Yarışması''na katılmaya hak kazandıran süreci şöyle anlattı:
''TÜBİTAK'ın proje başvurularını görünce, 'Biz de acaba Mehmet ile bir şeyler yapabilir miyiz?' diye düşündüm. Mehmet ile çalışmalarımıza başladık, gecemizi gündüzümüze kattık, emek harcadık. Gece 02.00'lere kadar çalıştık, sabah erkenden yeniden başladık. Bu emeklerin neticesinde Mehmet, 'R2'de Maksimum Metriği ve Konikler' projesiyle TÜBİTAK'ın 2007 yılı Ortaöğretim Öğrencileri Arası Araştırma Projeleri Final Yarışması'nda matematik dalında birinci oldu.Mehmet'in projesi, ayrıca, 11-17 Mayıs tarihlerinde ABD'nin Atlanta kentinde yapılacak INTEL-ISEF Uluslararası Bilim ve Mühendislik Olimpiyatı'nda Türkiye'yi temsil edecek 3 proje arasında yer alıyor. Mehmet'in burada da bizi en iyi şekilde temsil edeceğine inanıyorum.''
ANADOLU'DA NİCE MEHMETLER VAR
Mehmet Yılmaz'ın, TÜBİTAK'ın yarışmasında birincilik kazanan projeler arasında bir ilçede öğrenim hayatını sürdüren tek öğrenci olduğuna işaret eden Avcıoğlu, genç yeteneklerin ortaya çıkarılması konusunda meslektaşlarına şu tavsiyelerde bulundu:
''Bu iş sadece büyük şehirlerde olmaz. Bizim kırsal bölgelerimizde, nice işlenmemiş Mehmetlerimiz var. Hatta kırsal bölgeler, şehirlere göre avantajlı. Şehrin karmaşası içerisinde çocuklarımızın kafaları da karmakarışık olabiliyor. Ama kırsal bölgelerdeki Mehmetlerimizin zihinleri işlenmeye hazır bizi bekliyor.Öğretmenlik, sadece sabah 9'da okula gelip, derslere girip çıkmak değildir. Bizi bekleyen Mehmetleri bulup, onlar için bir şeyler yapmak lazım. Her öğretmenin, en azından öğretmenlik hayatları boyunca Anadolu'dan bir Mehmet'i keşfedip, onu gün yüzüne çıkarması gerekir.''
HEDEFİ, NANO TEKNOLOJİ KONUSUNDA EĞİTİM GÖRMEK
Mehmet Yılmaz da TÜBİTAK'ın yarışmasına ilk hazırlanmaya başladıklarında derece elde etmek adına pek umudu bulunmadığını dile getirdi.
İlk başta tek düşüncesinin okulu temsil etmek olduğunu belirten Yılmaz, ''Ancak bölge finallerinden çıkınca ümidim arttı. Türkiye finallerinden de birincilikle ayrıldık. Dersime girmemesine rağmen beni keşfeden öğretmenim Osman Avcıoğlu'nun çok büyük katkıları oldu, bana hep destek verdi. Umarım bu destekle ABD'den derece alıp, geleceğiz'' diye konuştu.
Mehmet Yılmaz, yarışma öncesi üniversiteyi bitirip meslek sahibi olmayı hedeflediğini, fakat ABD'deki yarışmayla birlikte hedeflerinin değiştiğini belirterek, ''Bu yarışma, hayatımı olumlu şekilde değiştirebilir, üniversite eğitimimi, ABD'de alma fırsatı yakalayabilirim. Makine mühendisi olmak veya nano teknoloji konusunda eğitim almak istiyorum. Fakat yurt dışında eğitim de alsam, meslek hayatım Türkiye'de olacaktır'' dedi.
YAZLARI TARLADA ÇALIŞIYOR
Babası memur, annesi ev kadını olan ve bir kardeşi bulunan Mehmet Yılmaz, yaz aylarında hem ailesine ait bir tarlada hem de akrabalarının köydeki kahvehanesinde çalıştığını kaydetti.
Tatil dönemlerinde, çalışmaktan arta kalan zamanını arkadaşlarıyla geçirdiğini belirten Mehmet Yılmaz, ''Çalışmak gerekli ama çalışmanın dışında gezmek ve eğlenmek de gerekir'' diye konuştu.
Mehmet Yılmaz'ın ''Bana en çok inananlardan biriydi'' dediği annesi Hanife Yılmaz ise çocuğunun başarısıyla gurur duyduğunu ifade ederek, ''Bütün annelere benim oğlum gibi evlat vermesini diliyorum'' dedi.
Yorum gönder »