• KMO
  • Linkblog
  • Pardus

Klavye Mahsulleri Ofisi

O f i s   M i l l e t i n   K a r a   G ü n   D o s t u d u r .
  • Home
  • Contact
  • Log in
  • July 2009
    Mon Tue Wed Thu Fri Sat Sun
     << <   > >>
        1 2 3 4 5
    6 7 8 9 10 11 12
    13 14 15 16 17 18 19
    20 21 22 23 24 25 26
    27 28 29 30 31    
    • Recently
    • Archives
    • Categories
    • Latest comments
  • Search

  • Categories

    • All
    • Ofis
      • Filmler
      • Günlük Hayat
        • İlişkiler
      • İŞte insan
      • Webden
  • XML Feeds

    • RSS 2.0: Posts, Comments
    • Atom: Posts, Comments
    What is RSS?

Mestan'dan pardus'a giden yol

By yumurcak on Jun 26, 2009 | In Günlük Hayat | Send feedback »

Adını "Mestan" olarak belirlemiş idik, lakin, ani bir fikir değişikliği sonucu adını "Pantera Pardus Tulliana" (kısaca Pardus) olarak değiştirdim. Umarım bu ismine alışır kolayca :)

Bkz . Pantera Pardus Tulliana

Mestan ve veteriner

By yumurcak on Jun 23, 2009 | In Günlük Hayat | Send feedback »

Dün akşam iş çıkışı yapmam gereken pek mühim işi yapmak üzere eve yollandım: evin yeni sakini Mestan'ı veterinere götürüp pire mire var mı öğrenmek.

E tabi bu tür şeylerle ilgim olmadığından, hemen kutsal bilgi kaynağı google'a sordum, büyükçekmecede benim de gelip geçerken gördüğüm bir veterinerin telefonunu verdi. Aradım, saat 9-9.30 a kadar oradalarmış. Hemen Mestan kişisini arabaya atıp dosdoğru veterinere gittik.

Aşıların birini yaparken hiç ses çıkartmadı, diğerini yaparken resmen söylendi. Küfür bile etmiş olabilir, emin değilim. ama hiç doğru dürüst bir şeyler söylemediği kesin.

bir önceki gece eve geldiğinden beri sadece sütünün birazını içmiş, akşama kadar kapalı kaldığı halde etrafta çiş veya kaka göremedim (her ihtimale karşı sildim yerleri, yahu ben kendim için böyle şeylerle uğraşmazdım, bir veletin yaptığına bak, resmen kendine hizmet ettiriyor eşşoğlusu!). Veteriner dönüşü hemen kumunu ayarladım, içine bıraktığım anda baktım işiyor. Pek hoşuma gitti, eğitimli midir nedir bilmiyorum ama böylesi çok güzel oldu.

bir de veterinerden gelirken mecburen kapının önünde bizim köpeklerle tanışması gerekiyordu. o badireyi de atlattık, köpeklerden hiç tırsmayan bir kedim var :)

Tanıştırayım : Mestan!

By yumurcak on Jun 22, 2009 | In Günlük Hayat | Send feedback »

Dün akşam babalar günü münasebeti ile baba evinde idim. Yedik içtik, güzel güzel çaylarımızı balkonun püfürtüsünde hüplettikten sonra, önce kardeşim ve gelin kızımızı evlerine bıraktım, sonra da kendi evime vasıl oldum.

Evin kapısını açıp bir hışım tuvalete koşturduktan sonra, biraz televizyon seyredip yatmaya karar vermiş idim. Hatta hazırlıklarımı tamamlamış, laptopumu kapatmış, USB harddiski laptoptan çıkartmış, sabahleyin çantanın içine tıkıştırılmak üzere masanın üzerinde bırakarak gelinlik kız edasıyla beni çağıran yatağıma doğru yol almıştım ki..

Şeytan mı dürttü, ben mi şeytana pşşt dedim, bilinmez, cep telefonumun şarjını alma gereği hissettim. takayım da pili bitmesin.

Oturma odasında benim pek severek oturduğum bir koltuğum var. Dağınık popolu bir insan olduğumdan dolayı, şarj aleti ve bilumum ıvır zıvırımın olduğu çantayı o koltuğun üzerine bırakmışım. Muhtemelen cuma günü eve geldğimden beri o çanta orada ikamet etmekte idi.

Çantayı kaldırmamla canhıraş bir "Allahhhhhhhhhhh" nidası çıktı benden ki, değme cami esnafı, hatta Ekmek Teknesi'nde Heredot'un ölümüne kankası Ölü bile benim gibi nidayı hayatları boyunca atmamışlardır.

Bir kaç gündür ortalıkta gezindiğini gördüğüm velet sokak kedisi, benim koltuğumu kendine mekan edinmiş! Çantayı kaldırıp onu orda görünce ense kökümden kuyruk sokumuma kadarki bütün omurgalarım sıcak havada buzlu suya değince keman çalan dişler gibi takırdadı, bütün tüylerim diken diken oldu amma velakin yapılacak bir şey yok, kedi kişisi benim en bi sevgili koltuğumu kendine mesken edinmiş bile.

Hemmen kaptığım gibi kedi kişisini camdan dışarı etmek suretiyle kendinden kurtulduğumu zannediyor idim ki.. Camın öbür tarafına bakmayı akıl ettim, bir de ne göreyim, bizim kedi kişisi buraya tekrar konuşlanmış, benim söylenmemin bitmesini müteakip odaya dalmayı bekliyor! Tekrardan uğraşacağız. Hayır, bir şey değil, bu sıcakta kapı pencere örtüp yatmak ve uyumaya çalışmak Mazoşist işkencenin yasal olanı. E zaten bünye ağır, zor nefes alınıyor şahsımca, yapılacak bir şey yok. Bu sefer arka pencereden yallah ettim.

Daha önceden girdiği camı bulması yaklaşık 4 dakikasını aldı veletin, baktım yine pısmış, benim ışıkları söndürmemi beklemekte. Bu sefer işi sağlama aldım, yine kaptım ensesinden, bu sefer doğru banyoya! Viyaklamaları eşliğinde bir güzel yıkadıktan sonra -bu arada yaklaşık 25 dakika uğraştırdı beni kendisiyle, tek başına kedi yıkamak ne zor işmiş!- kurulayıp olduğu yere bıraktım.

Hemen kızkardeşimi aradım. E doğal olarak gecenin saat 00:56 sında arayınca "nooluyo ki?" diye yataktan fırlamışlar kendileri, "sütünüz var mıı?" soruma "gel çabuk, yatıcaz bis!" cevabını vererek benim koşar adım evlerine gitmemi sağlamışlardır.

Sütü sanıyorum beğenmedi velet, yemedi. Ekmek de doğramıştım halbuki, ama yapılacak bir şey yok, akşam iş çıkışı dosdoğru veterinere gideceğiz. aşı maşı yapılacak, bit pire vs var mi anlasilacak, yikadim ama cikmiyomus bu pire denen illet kolay kolay.

Süt beyazı bir kedi yavrusu. sanirim bir kac haftalik ya da bir aylik filan olsa gerek. Adı mı? Her ne kadar çizgili gri olmasa da Mestan! :)

Beşiktaş, Galatasaray ve bir metrobüs yolculuğu

By yumurcak on May 25, 2009 | In Günlük Hayat | Send feedback »

Saat 22.45. Avcılar'a gitmek üzere metrobüs'e biniyorum. Cam kenarında tekli koltuklardan birindeyim. iki önüme 3 kişilik bir grup geliyor, maçtan çıkmışlar, belli. Kendi aralarinda gayet efendi, gayet sessiz bir sohbete daliyorlar. uyudum uyuyacagim.

Bir sonraki durakta kapilar aciliyor ve 20-25 kisilik bir "fanboy" grubu geliyor. Onlar da ayni mactan cikmislar.

tek basinayken hic sesi cikmayan ama 10 tanesi bir araya geldiğinde kolonileştiği için onlardan güç alıp saldırganlaşan mahalle köpekleri gibi, 3 kişilik beşiktaşlı gruba sataşmaya başlıyorlar.

tam birbirlerine girecekken otobüstekiler araya giriyor ve besiktasli cocuklari linc edilmekten kurtariyor.

Bir takimi tutmak guzel bir sey, evet. Ben de besiktas taraftariyim. Ha, takimda kim var kim yok bilmem, gönül bağı diyelim. Ancak sadece bir kez maça gitmişliğim var, o da feyyazlı, sarı metinli beşiktaş zamanıydı, amcamla birlikte gitmiştik.

Takımın fanatiği olmak da güzel bir şey, sonucunda sosyolojideki "aidiyet" olgusunu pekiştiriyor insanda, anlayabiliyorum.

Maç sonrası stadda kalması gereken fanatizmin otobüslere kadar taşmasına anlam veremiyorum.

Bugünün gençleri, o sataşan 18-20 yaşlarındaki çocuklar aynı Galatasaray-Beşiktaş maçına çocuklarını gönül rahatlığıyla gönderebilecekler mi?

Şu anda fanatizm karşısında sessiz kalan galatasaray, fenerbahçe, beşiktaş, trabzonspor, konyaspor veya siirt köy hizmetleri yarın hiç kimse çocuğunu stada göndermeyecek olursa gelirleri nereden kazanacaklar?

Çok yazık.

Bahar temizligi..

By yumurcak on Apr 28, 2009 | In Günlük Hayat | Send feedback »

Artık tek yaşamaya başladım. Hem de uzunca zamandan beri.

Her ne kadar tek yaşayanlardan "Banyodaki tek diş fırçası" konulu geri bildirimler gelse de, ben aslında olayın o kadar da vahim olmadığını düşünmekteyim. Yani yalnızlık da bir tür terapi bazı bünyelere, sanırım ben de bu bünyelerden biriyim, kafamı dinlediğimi hissediyorum.

Zorlukları yok mu? var tabi. Sonucunda zemin katta olunca, ister istemez mahallenin tüm börtü böceği evinizde misafir etmek durumunda kalabiliyorsunuz. Herşeyden önemli olan bu bence. Kendini "pis" hissettiriyor yahu, bunun ötesi yok(muş). Hani karıncalar filan neyse, onları 4. ya da 44. kattaki evde bile görebiliyoruz, nerden çıkarlar, nasıl bulurlar bilmem, ama bir şekilde işlerini halledip mutfakta gözden ırak bir köşede kendi kolonyal dünyalarını kuruveriyorlar.

Bu konuya nereden geldim? Malumunuz üzere bahar geldi, börtü böcek de arz-ı endam etmeye başladı. Benim de evimde bu börtü böcekten yeteri miktarda mevcut.

Eve ilk taşındığımda bir operasyonla köklerini kurutmuş idim. Ancak geçen zaman onların benden inatçı olduklarını gösterdi. Her tarafı bol miktarda hani şu reklamları yapılan banyoyu istila etmeye hazır mikrop ordusuna karşı önlem olarak gösteren çamaşır suyuyla sildikten ve bütün delikleri kapattıktan sonra derin bir nefes almış, keyfime bakmaya başlamıştım.

Ancak baharın gelişiyle birlikte bu böcek kişileri yine kolonilerini alıp gelmiş durumdalar haneye. Tekrar bir operasyon yapmam gerekecek lakin vakit yok, artık 2 mayıs bahar bayramı ertesi evimi şu "ziyaretçiler" kılıklı vatandaşların istilasından kurtarmam lazım.

1 mayıs deyince.. Bu sene 1 mayıs da yurt çapında ve Kuzey Kıprıs Türk Cumhuriyeti'nde törenlerle kutlanacak. Geçen seneki 1 mayıs'a bir işçi kardeşimiz damgasını vurmuştu, gazetelerde boy boy sırılsıklam ıslanmış ve bayılmış halde fotoğraflarından biliyorum.

İster adı "Bahar Bayramı" olsun, ister "İşçi Bayramı", bu sene umarım sorunsuz, provokasyonsuz bir 1 mayıs yaşarız.

Aslında 3 gün tatil.. Bir minik tatil planı mı yapsam nedir?

1 2 3 4 5 6 7 >>
  • Linkler

    • Blogspot.com
      • Ada Kızım
      • Ağlama Palyanço
      • Ali Işıngör
      • Asli K. Cin
      • Atonica
      • Banu'ca
      • Crystal's Dreams
      • Gülmeyi bilen cadılar
      • Gunluk Istanbul
      • Hande ile
      • Hilmi İsili
      • Jelatin
      • Pinomino
      • Su gibi
      • Taurus (Ordan burdan surdan)
      • Toplu İğne
      • Tugce
      • Yaşama dair Herşey
      • Yokuş yukarı
    • Karışık
      • Burkina Fasa Fiso Halk Cemahiriyesi
      • İzlenimler
      • Moleschino - Akıl defteri
      • Tırtır
    • Web Siteleri
      • ARIN Kırtasiye
      • OGS Sorgulama
multiblog

©2009 by Yumurcak Yumurcak | Contact | evoCamp skin | Credits: Blog Design | multiple blogs | webhosting