Sinir katsayısı..
By yumurcak on May 12, 2008 | In Günlük Hayat | 3 feedbacks »
İki şey var. biri iyi biri kötü. önce iyisinden başlayayım.
Geçen sene bu zamanlar olsa gerek, Büyükçekmece devlet hastanesi ile ilgili bir güzel döşenmiştim. İlgili yazıyı internet üzerinde değil, wayback machine'de buldum ve buraya "mevzuun ehemmiyetine binaen" ekliyorum :
Hasta olmaya gör!
Okumuş olanlar bilirler, geçtiğimiz günlerde beni bir it, ısırmak suretiyle taciz etmişti.
Banu'nun şiddetli çemkirmelerine dayanamayarak, (aslında nazik totom da yemedi açıkçası, kuduz olabilme riski var işin ucunda) bugün iftar sonrası bir hastahaneye gideyim dedim.
Öncesinde tabii ki google'a sordum hangi hastahanede yapılıyor bu kuduz aşısı denen meret diye. O da bana en yakın hastane olan Büyükçekmece Devlet hastahanesini salık verdi. Bunun dışında ikinci en yakın hastahane Çatalca'daymış. Bunu da öğrenmiş bulundum.
Atladım motoruma, doğru Büyükçekmece Devlet Hastahanesi'ne.. Kapıda bir kuyruk var, dersiniz çevrede hiç hastahane yok, bütün hastalar buraya toplanmış. Hayır efendim, yol üstünde iki, etrafta da 4 büyük hastahanesi var bu şirin ilçenin.
Neyse, paşa paşa kuyruğumuzu beklemeye başladık. Lakin, sistemler çalışmıyormuş, bizim kuyruk sabit bir şekilde bir o yana bir bu yana salınmakta. İnsanlar hır çıkartacak yer arıyor durumdalar da, bunların müsebbibi ben olmayayım istiyorum.
Neyse, sonunda sistemleri (nedense) çalışmaya başladı da hastaları kabul etmeye başladılar.
Benim önümde tekerlekli sandalye ile gelmiş, şekeri sabah 120 iken akşamüzeri 580'e vurmuş bir amca var, gitti gidecek. eli ayağı zangır zangır titriyor, serum vereceklermiş, serumu yedikten sonra rahatlar dedi gelini. Onun önünde de bir bıçaklanma vak'ası var ki, polisler bıçaklayanları zor zaptediyorlar, hepsi ayrı kudurmuş, herifin üstüne üstüne çıkmaya uğraşıyorlar hala.
Benim önümdekine sıra geldi, o da ne! Amca yurtdışı emeklisiymiş, "siz şöyle geçin" dedi gudubet hemşire bozması, işlemleri uzunmuş efenim, Adam gidecek bir şey değil oralarda sıra beklerken! sıra bana geldi sonunda. Ben bu arada dua etmekle meşgulüm "Allah'ın izniyle şuradan bir tek parça halinde çıkabilsem" diye, gözümde kuduz olacakmışım gram ehemmiyeti yok, yeter ki şu cehennemden kurtulayım.
Sıra bana geldi sonunda. Bu arada ortamı anlattım, bir de binayı anlatayım: hasta kabulü merdiven altı denilebilecek bir yerde, izbe, yani sağlam geçip karşısına yarım saat otursanız hafakanlar basar, hiç bir şey olmasanız psikopat olur çıkarsınız.
Hemşire ile aramızda aynen şu konuşma geçti:
- Hanfendi, beni köpek ısırdı da.. Aşı.. için gelmi?tim
- Na aşısıaa? ("Ne aşısı" demek istiyor, bu arada kardeşim diyen hemşire benden en azından 10 yaş ufak..)
- Kuduz aşısı hanfendi, köpek ısırdı diyorum.
- (yandakine döner) Hemşiraaaanıaaaam! bizde kuduz aşısı var mıa?
- (dier hemşire) Yok yok biz yapmıyoruz.
- Yokmuş beyfendia.. Başka hastaneyea bakıaaan siaaz
- Nasıl yani, burası devlet hastahanesi değil mi ?
- Eveat? Devlat hastanesia?
- E nasıl olmaz, hem internetten baktım var diyor sağlık bakanlığının sayfasında?
- Yok beyfendia, aaaa, yalan m? söyliicaaz?
- Hayır estağfurullah da.. neyse, peki hangi hastane yapıyor bu iğneyi?
- Vallaayi bakın işteaa.. bilmiyoruz biyz.
(Sizi oraya bostan korkuluğu diye mi oturttular, nasıl bilmezsiniz, g.tünüzü kaldırın da bakın! diye çemkirecektim ki, bir ses "dur" dedi ve sustum)
- Hanımefendi peki ben aşıyı alsam gelsem siz yapamaz mısınız?
- (Diğer hemşire) Yok doktoru da yok onun, yapamayız biz.
- Nasıl yani ya, burası devlet hastanesi değil mi? Yanlış mı geldim ben?
- (Diğer hemşire) Evet burası devlet hastanesi. Hadi hadi kardeşim sıra var bekliyor millet. Beğenemediysen git özele.
- NE diyorsunuz siz hanımefendi!Sözün burasında kendimi zor kontrol edebilir durumdayım. Kafaya kodum, kuduz olursam ilk gelip bu hemşire bozuntusu çam yarmasını ısırıcam o koca poposundan, ondan sonra da o çalıştığı hasta kabule kilitleyip gebermesini seyredeceğim.
demişiz 2007 03 26 günü, wayback öyle diyor.
O günden bu güne neler değişmiş ?
Dünyaya kazık kakacak ilk insan olacağını düşündüğüm hemşire, bütün azameti ve lanetliğiyle oradaydı. Kesin insanları azarlaması için oraya koyulmuş olduğunu düşündüğüm bir zat-ı muhterem olan şahsiyet, artık bilgisayar kullanmasını öğrenmiş bir kişi olarak kendi işini kendi görüyor, hatta etrafındakilere laf bile yetiştiriyordu.
Önce sağlık karnesi istedi, ben daha önceki kazalarımdan tecrübeli olduğum için hemen ezberden numaraları söylemeye başladım. Hanım teyze beni durdurttu, ikişer üçer söylettirmeye başladı :
- hanfendi üçyüz elli altı yüzy..
- beyfendi bi durun (içinden, ağız hareketlerini anlayabiliyoruz) üüç.. yüzelliiiiii.. altııı) evet?
bundan sonraki her bir rakami okuya okuya girdikten sonra evet sorununuz ne? sorusuyla karşılaştık.
ancak ben o kadar hazırlamışım ki kendimi "yok" diyeceklerine, "var, acile girin yapsınlar" diyince resmen dumur oldum.
bu iyi olandı. Her ne kadar benim yazımı birilerinin okumuş olduğundan kıllansam da, yine de iyi bi olaydı evet
kötü olan youtube yine engelli. Günün sürprizii ![]()
Trackback address for this post
Trackback URL (right click and copy shortcut/link location)
3 comments
Leave a comment
| « Pardus.. | Unutama beni.. » |