Tanıştırayım : Mestan!
yazar: yumurcak tarih: Haz 22, 2009 | Burada: Günlük Hayat | Geribildirimler »
Devamı:
Dün akşam babalar günü münasebeti ile baba evinde idim. Yedik içtik, güzel güzel çaylarımızı balkonun püfürtüsünde hüplettikten sonra, önce kardeşim ve gelin kızımızı evlerine bıraktım, sonra da kendi evime vasıl oldum.
Evin kapısını açıp bir hışım tuvalete koşturduktan sonra, biraz televizyon seyredip yatmaya karar vermiş idim. Hatta hazırlıklarımı tamamlamış, laptopumu kapatmış, USB harddiski laptoptan çıkartmış, sabahleyin çantanın içine tıkıştırılmak üzere masanın üzerinde bırakarak gelinlik kız edasıyla beni çağıran yatağıma doğru yol almıştım ki..
Şeytan mı dürttü, ben mi şeytana pşşt dedim, bilinmez, cep telefonumun şarjını alma gereği hissettim. takayım da pili bitmesin.
Oturma odasında benim pek severek oturduğum bir koltuğum var. Dağınık popolu bir insan olduğumdan dolayı, şarj aleti ve bilumum ıvır zıvırımın olduğu çantayı o koltuğun üzerine bırakmışım. Muhtemelen cuma günü eve geldğimden beri o çanta orada ikamet etmekte idi.
Çantayı kaldırmamla canhıraş bir "Allahhhhhhhhhhh" nidası çıktı benden ki, değme cami esnafı, hatta Ekmek Teknesi'nde Heredot'un ölümüne kankası Ölü bile benim gibi nidayı hayatları boyunca atmamışlardır.
Bir kaç gündür ortalıkta gezindiğini gördüğüm velet sokak kedisi, benim koltuğumu kendine mekan edinmiş! Çantayı kaldırıp onu orda görünce ense kökümden kuyruk sokumuma kadarki bütün omurgalarım sıcak havada buzlu suya değince keman çalan dişler gibi takırdadı, bütün tüylerim diken diken oldu amma velakin yapılacak bir şey yok, kedi kişisi benim en bi sevgili koltuğumu kendine mesken edinmiş bile.
Hemmen kaptığım gibi kedi kişisini camdan dışarı etmek suretiyle kendinden kurtulduğumu zannediyor idim ki.. Camın öbür tarafına bakmayı akıl ettim, bir de ne göreyim, bizim kedi kişisi buraya tekrar konuşlanmış, benim söylenmemin bitmesini müteakip odaya dalmayı bekliyor! Tekrardan uğraşacağız. Hayır, bir şey değil, bu sıcakta kapı pencere örtüp yatmak ve uyumaya çalışmak Mazoşist işkencenin yasal olanı. E zaten bünye ağır, zor nefes alınıyor şahsımca, yapılacak bir şey yok. Bu sefer arka pencereden yallah ettim.
Daha önceden girdiği camı bulması yaklaşık 4 dakikasını aldı veletin, baktım yine pısmış, benim ışıkları söndürmemi beklemekte. Bu sefer işi sağlama aldım, yine kaptım ensesinden, bu sefer doğru banyoya! Viyaklamaları eşliğinde bir güzel yıkadıktan sonra -bu arada yaklaşık 25 dakika uğraştırdı beni kendisiyle, tek başına kedi yıkamak ne zor işmiş!- kurulayıp olduğu yere bıraktım.
Hemen kızkardeşimi aradım. E doğal olarak gecenin saat 00:56 sında arayınca "nooluyo ki?" diye yataktan fırlamışlar kendileri, "sütünüz var mıı?" soruma "gel çabuk, yatıcaz bis!" cevabını vererek benim koşar adım evlerine gitmemi sağlamışlardır.
Sütü sanıyorum beğenmedi velet, yemedi. Ekmek de doğramıştım halbuki, ama yapılacak bir şey yok, akşam iş çıkışı dosdoğru veterinere gideceğiz. aşı maşı yapılacak, bit pire vs var mi anlasilacak, yikadim ama cikmiyomus bu pire denen illet kolay kolay.
Süt beyazı bir kedi yavrusu. sanirim bir kac haftalik ya da bir aylik filan olsa gerek. Adı mı? Her ne kadar çizgili gri olmasa da Mestan! ![]()
Bu kayıt için Izsürüm adresi
Izsürüm URLsi (sap tıklayıp kısayol/linki yerini koyalayın)
Henüz yorum yok
Yorum yap
| « Mestan ve veteriner | Beşiktaş, Galatasaray ve bir metrobüs yolculuğu » |