Categories: Günlük Hayat, İlişkiler
BAYRAMPAŞA Ben Fazla Kalmayacağım
By yumurcak on Oct 5, 2008 | In Günlük Hayat, Filmler | Send feedback »

Derdini anlatamadan yıllarca cezaevinde kalmak zorunda kalan bir adamın öyküsü.. Her şey bir öğleden sonra Erdem'in asker arkadaşı Ahmet'le karşılaşmasıyla başlar. Sonrası bilindik bir öykü olsa da, çoğu yerinde "hadi yaa, böyle mi oluyormuş ki?" dedirten, sıradışı, mahkumların yazdığı ve oynadığı bir yapım. Fazlasıyla bizden, fazlasıyla bizim.
Zevk alarak izledim, imdb'deki puanı 6.4, kesinlikle fazlasını hakediyor.
Mama's boy - Ana kuzusu
By yumurcak on Oct 5, 2008 | In Günlük Hayat, Filmler | Send feedback »
Klasik bir "anne kuzusu" hikayesi değil, aksine anasının gözü bir oğlanın anası evlenmesin diye yapmadığını bırakmaması ve bir anda sihirli bir değnek değmişçesine herşeyi toparlamaya uğraşması olarak nitelenebilecek bir film. Boş vakitlerde izlenebilir, süper düper bir komedi diyen yalan söyler, en azından ben o kadar hoşlanmadım "komedi" kısmından. Belki de online olarak izlemiş olmanın verdiği bir şeydir, kaliteli bir kayıtla izlemekte fayda olabilir. Ama film aynı film, gülemeyeceksiniz, üzgünüm. Zaten IMDB de 4.9-değmez olarak notunu vermiş.
Hikayesi : Joe, oğlu Jefferey ile birlikte yaşamaktadır. Bir gün bir konuşmacıya aşık olur. Oğlu Jefferey bu birlikteliğe kesinlikle onay vermeyecek ve birlikteliğe engel olmak için elinden geleni yapacaktır.
Corap, mendil ve eski bayramlar
By yumurcak on Sep 29, 2008 | In Günlük Hayat | Send feedback »
Telefonda konuşuyorum sevgilimle. Carrefour'da dolaşıyormuş. "Hayırdır?" dedim, "mendil arıyorum" dedi.
Önce bir mana veremedim doğal olarak. "Ne yapacaksın mendili?"diye sorunca bu sefer o şaşırdı. "Çocuklara vermek için" dedi.
"Selpak" kolaylığına o kadar çok alışmışız ki, kenarında iki bant olan büyük kare bez mendilleri çoktan unutmuşuz, belki belki damatlık takımlarda kalmış hoş bir anı haline gelivermiş.
Biz çocukken bayramlarda ellerini öptüğümüzde para vermek yerine erkek çocuklarına çorap, kız çocuklarına da kenarı pembe bantlı mendiller verirlerdi. Neden böyle yaptıklarını hala merak ederim. Muhtemeldir ki, o dönemde çocuklar gerçekten "gözü açılmadık sığırcık yavrusu" kıvamında olması hasebiyle paradan "anlamayacakları" düşünüldüğünden, böyle bir çözüm bulunmuş -ki bence çok da efektif bir çözüm, sonucunda parayı o zamanlar "yemeyi" beceremeyip ıvır zıvıra bir dünya para harcatmak yerine, çorap gibi "kullanılabilir" bir şey verilmesi gayet akıllıca.
Ancak şöyle bir soru geliyor aklıma : hadi erkekler çorap, kullanıyorlar. Kızlara neden mendil, sulugöz oldukları için mi?
bu da bayram kılçığı olsun, ortaya atmış olayım.
Herkesin bayramını en içten dileklerimle kutlarım.
Dizi dizi "Dizi kültürü"..
By yumurcak on Sep 29, 2008 | In Günlük Hayat | Send feedback »
Bugünkü Sabah gazetesinde Mehmet Barlas vakti zamanında benim de çok takıldığım bir konuya parmak basmış :
"Sadece Dizi izleyerek kültür oluşabilir mi?" sorusunun cevabını aradığı yazıda, Reşat Nuri'nin, Halid Refiğ'in eserlerinin tabiri caizse "Kırpıp kırpıp yıldız yaparak" sinematize edilmesine korkuyla yaklaşmakta. Benzer korkuları Selim İleri de Zaman'daki köşesinden dillendirmekte.
Ben de haddim olmayarak tartışmaya başımdan geçen bir olay ile katılayım istedim.
1994 yılı.. Pendik Halk Eğitim Merkezi bünyesinde bilgisayar programcılığı eğitimi veriyorum. Öğrencilerimin birazcık olsun hayal güçlerini kullanmaları gerektiğini düşündüğümden, onları zorlayarak bir şeyler yaptırtmanın peşindeyim, ancak, ne mümkün!
En sonunda delirdiğim bir dersin son beş dakikasında tahta kalemini bıraktım, sohbete başladım öğrencilerimle.
Öğrenci dediğim, 15 yaşından 37 yaşına kadar çeşitli profillerden insanlar. ortalamaya göre yaşlı olanlar çoğunlukla şirketlerin ya da belediylerin çalışanları, "beleş" olduğu için gelmişler.
Sırayla herkese soruyorum en son ne zaman kitap okuduğunu.. Gençlerden umut yok, belki ihtiyarlar okur düşüncesiyle onlara geliyorum, ancak onlarda da hayat yok. En son bir tanesi son noktayı koydu :
"Hoca, ne gerek var ki kitap okumaya, televizyon izliyoruz ya!"
Olayın vehameti aslında burada gizli sanırım, belirli bir yaşın üzerindekileri örnek alan çocuklar gittikçe okumaktan uzaklaşıyor, TV karşısında ve kalitesiz ve "bedavadan bile ucuz" yapımları seyrederek dejenere oluyorlar. Asıl tehlike bu bence, ve bu tehlike iki TV dizisinden daha vahimdir.
Yazmak..
By yumurcak on Sep 28, 2008 | In Günlük Hayat | Send feedback »
Bir zamanlar IRC (Internet Relay Chat) dedigimiz sohbet sunucularında benim de fink atmışlığım vardır.
Takılmış olanlar bilir, bir zamanlar Türkçe klavyenin olmayışı, bir de dünyanın dört yanından yazan insanların senin yazdığını kendi bilgisayarında doğru olarak görüntüleyemeyişi nedeniyle Türkçe harflerin kullanımından kaçınırdık. Benim de zaman zaman yazdiklarimi Turkce harfler kullanmadan yazmamin sebebi de orada edindigim aliskanlik nedeniyledir. (son cumleyi turkce harfler kullanmadan yazdim, kaciniz farkettiniz?)
Gelmek istediğim nokta bu değildi aslında. O dönemin sonlarına doğru yeni bir tarz türemişti chat ortamında. İnsanlar yazmak istediklerini boşluk tuşu yerine enter tuşunu kullanarak yazar olmuşlardı.
Örneğin
ben
şimdi
burada
bir
denemesini
yapıyorum.
Bunun gibi yazılmış bir yazının bence okunabilirliği ciddi anlamda düşüyor, ya da ben bu şekilde yazılmış yazıları okuyamıyorum diyeyim.
Bir kısım köşe yazarlarına bakıyorum. adam neredeyse her bir satırda bir cümleyi yazıp her cümlenin sonuna bir yıldız koyarak bölüyor.
Koca bir sayfada anlattıkları tek bir olay hakkkındaki düşünceleri, lakin o kadar paramparça yapıyor ki, başında ne yazdığını unutur hale geliyorsunuz.
Benim bildiğim ve okulda bize öğretilen, iki farklı görüş/düşünce/olay anlatılacaksa ya da bölümler arasının belirginleşmesi gerekiyorsa o zaman kullanılır.
Ama şimdi, bütün gazetelerdeki kerli ferli köşe yazarları bunu yapar hale geldiler, oldu olacak demin yapığım gibi yapın yahu!
Gazete okumaktan da nefret edeceğim neredeyse.